Su Ayısının Gizemi Nedir?

Dünyanın en dayanıklı olan hayvanı olarak bilinen su ayısının (tardigrad) neden bu kadar dayanıklı olduğu ortaya çıktı.

Tokyo Üniversitesi’nden bir ekip tarafından yürütülen ve de sonuçları Nature Communicationsdergisinde yayınlanmış olan özel çalışma ile dünyanın en dayanıklı mikroskobik hayvanı olarak bilinen su ayılarının (targidrad) sırrı tamamen çözülmüş oldu. Ekibin yapmış olduğu özel çalışma sonrası su ayılarının radyasyona, dondurucu soğuğa ve de aşırı sıcaklara dayanmasına sebep olan şeyin DNA yapısını battaniye gibi sarmalayan bir protein olduğu keşfedildi.

Profesör Takekazu Kunieda’nın ekibi ile bulduğu ve Dsup adını vermiş oldukları bu protein, DNA’nın çok daha az zarar görmesini sağlıyor.

Bilim insanlarına göre olağanüstü zor doğal şartlarda yaşayabilen bu organizmaya ait genler, gelecekte yaşam türlerinin radyasyonlardan ve X ışınlarından korunması için kullanılabilir.

Su ayılarıyla ilgili 2015 yılında yapılan bir araştırmada, DNA’larının bir bölümünü yatay gen transferi süreci esnasında bakterilerden aldığı gözlemlenmişti. 800’den fazla niteliği tanımlanmış türü bulunan su ayılarının daha binlercesinin ise henüz adlandırılmadığı belirtiliyor.

Kekemeler, Takılmadan Nasıl Şarkı Söyleyebiliyorlar?

Günlük konuşmaları esnasında zorlanan kekeme insanların hiç takılmadan nasıl şarkı söyleyebildiklerini biliyor musunuz?

Kekemelik; insanların konuşmaları esnasında harfleri, heceleri ya da kelimeleri tekrarlaması şeklinde tanımlanan bir sorundur. Ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı bilinmeyen kekemelik, tür olarak ikiye ayrılıyor. İlki, beyin hasarı ya da başka bir rahatsızlık olmamasına rağmen çocuğun erken dönemlerinde ortaya çıkan gelişimsel kekemelik. Diğeri ise felç ya da kafa travması gibi beyin hasarlarının alınması sonucu ortaya çıkan nörolojik kekemelik.

Şimdi gelelim asıl merak ettiği(n)miz konuya. Bazı kekemelerin hiç zorlanmadan, tıpkı bu sorunu bulunmayan insanlar gibi şarkılar söyleyebildiğine şahit olmuşsunuzdur. Peki bu nasıl oluyor? Bilim, bunun nedeninin şöyle olduğunu düşünüyor: Konuşma sırasında beynin sol tarafı etkinken, mantıksal bir düşünme süresi gerektirmeyen durumlarda -şarkı söylemek, sayı saymak gibi- sağ tarafı etkin oluyor. Konuşma ve şarkı söyleme, prensipte benzer bir davranışmış gibi görünüyor olsalar da aslında beyinde farklı mekanizmalarla ortaya çıkabiliyorlar. Beynin konuşma esnasında etkin olan bazı bölümlerinin şarkı söylendiği sırada da etkin olduğu belirtiliyor olsa da araştırmalar, şarkı söylerken beynin sağ tarafının daha dinamik olduğunu gösteriyor.

Bunun dışında kekemeler, fısıldarken ya da kendi seslerini duymadıkları sırada da takılmadan konuşabiliyorlar. Beyin, konuşma esnasında kulaktan gelen işitsel verileri, ses tellerinin ve ağız hareketlerinin kontrol edilmesinde kullanıyor. Bu duyusal veriler, normalde beynin sol tarafında bulunan premotor kortekste birleştiriliyor. Birçok bilim insanı ise kekemeliği konuşma sürecinde ortaya çıkan bir sorun değil, beynin sol tarafındaki bir bozukluğa bağlı olarak duyusal verilerin doğru şekilde birleştirilememesi olarak düşünüyor.